Rozen Maiden İnceleme

Favori Karakterlerim:Shinku
Tür:Macera,Doğaüstü Güçler,Drama,Komedi
Bölüm Sayısı:12

Not:100/65

2004 yılında gösterime giren Rozen Maiden adlı anime alışılagelmişin dışında bir hikaye sunuyor izleyicilere.Kısa bir seri olmasına rağmen animenin ve karakterlerin sıcaklığı sayesinde kısa sürede animeye alışıyorsunuz.

Hikayesinden bahsedecek olursak,Rozen isimli bir oyuncak bebek yapımcısının yaptığı bebekler ve bu bebekler arasında “Alice” olma mücadelesini anlatıyor.Rozen yapımı bu bebekler yapımcılarını “baba” olarak adlandırıyorlar ve onunla tekrar buluşabilmek için en iyi bebek olmaya çalışıyorlar ve bunun içinde bebekler kendi aralarında düellolar düzenliyorlar ve bu düelloların genel ismide “Alice Oyunu” olarak konulmuş durumda.Alice mükemmel bebeği temsil ediyor.Hikayemizin anakarakteri Jun,okuldan ayrılmış sorunlu bir gençtir ve ablası Nori ile beraber yaşamaktadır.Tüm gün tek yaptığı online sitelerden alışverişte bulunmak ve gelen malları denedikten sonra iade ederek parasını geri almaktır,bunu eğlenceli bulmaktadır.Ancak birgün hiç ummadığı bir şeyle karşılaşır.Rutin alışverişine devam eden Jun sıradışı bir eşyayla karşılaşır.Tahta bavulu açan Jun karşısında gerçek gibi görünen bir oyuncak bebek bulur ve bu bebeğin hareket edip konuşmasıyla,şaşkınlığı birkat daha artar.Daha ne olduğunu kavrayamadan Jun,Shinku adlı bu bebeğin hem medyumu hemde hizmetkarı oluvermiştir bile.Bundan sonra ev bebekten geçilmez bir hal alıyor.Daha sonra eve gelen bebeklerle her akşam çay partileri ve kun-kun adlı tv dizisini izlemek bu garip topluluğun garip hobisi oluyor.Tabi birde kötü karakter lazım,sağolsun Suigintou adlı bebekte bu eksiğimizi gideriyor ve bu şekilde bir anime ortaya çıkıyor.

Serinin özellikleri müzikleri hoşuma gitti ancak bahsettiğim müzikler açılış veya kapanış müziği değil,seri içinde çalan müzikler gayet hoş ve animeye uyumlu mistik bir hava katıyor.Jun karakteri hernekadar kıl,Nori karakteride iyi kalpli ama saf -ya da vazgeçtim aptal diyeceğim-,ve diğer bebeklerin hepside boş karakterler olsada animede anlamadığım bir şekilde sıcak bir hava sözkonusu,çay içmeler,oyunlar vs. aile ortamı oluşturuyor resmen.Kısa seri olması artı bir durum olsada bu 12 bölümle hikaye sonlanmıyor ve bu serinin ilk sezonu olarak adlandırılıyor.

1 Kasım 2011 Saat : 7:55
Okunma
Metin2
devamını oku

Trinity Blood İnceleme

Favori Karakterlerim:Abel
Tür:Vampir,Drama,Fantastik
Bölüm Sayısı:24

Not:100/64

Trinity Blood serisi kısa bir seri olmasına rağmen çoğu animesever tarafından bilinen ve meşhur bir animedir.2005 yılında gösterime girmiştir.Konusu aslında klasik vampir animelerine benzemektedir ancak sunduğu atmosfer gerçektende kalitelidir diyebilirim.

Başkahramanımız Abel Nightroad ilk bölümün sonuna kadar saf bir görüntü çizsede ilk bölüm finalinde nasıl biri olduğunu azçok anlıyorsunuz,yani ciddileşince gerçek bir vampire dönüşebilen biridir kendisi.Diğer vampirlerden farkı vampir kanıyla beslenmesidir ve bu nedenle ona “crusnik” denilmektedir.Esther adlı rahibe ile tanışması sonucunda olaylar gelişmeye başlar.Özel bir birlik adına görevlendirilen Abel,insanlarla vampirler arasındaki savaşın ortasında bulur kendisini.Rozencreuz adlı gücün ortaya çıkmasıyla beraber inasanlar ve vampirler arasındaki savaş iyice şiddetlenir ve bu savaşta Abel önemli bir rol oynar çünkü bu yeni grubu yöneten kişi Abel’in ikizkardeşi Cain’den başkası değildir.

Giriştede söylediğim gibi kısa bir seri olmasına rağmen birçok fanatik hayranı bulunmaktadır ancak malesef mangakasının vefat etmesi dolayısıyla seri devam edememiştir.Şu sıralar yeni bir mangaka sanırım seriyi üstlenmiş durumda ve yakın bir zamanda bu seri tekrar canlanabilir ancak yinede eski havasını koruyabilirmi orası meçhul bir durum.

1 Kasım 2011 Saat : 6:49
Okunma
Metin2
devamını oku

Nba 2K12 İnceleme

Tür:Spor
Platform:Xbox360,PS2,PS3,PC,PSP,Wii
Grafik:100/85
Ses:100/86

Oynanış:100/80
Yapım:2K Sports
GENEL:100/83

NBA2K12 olmamış…mı?

NBA2K serisinin çok büyük bir hayranıyım ve basketbol oyunlarında onlardan daha kaliteli iş çıkaranı tanımıyorum,alanlarında tek isimler.Hatta onlara o kadar hayranım ki futbol oyunlarına da bir el atmalarını canı gönülden istiyorum.Bu sayede klasik FIFA ve isminde olduğu gibi gerçektende evrimleşmiş PES oyunlarının yapımcıları EA ve KONAMI bir futbol oyununun nasıl yapılması gerektiğini öğrenirler.

NBA2K10-11-12 serilerini ele alacak olursak her üç seride bir önceki seriyi geliştirecek özellikler taşıyor bu şüphesiz bir durum.Ancak oynanış olarak NBA2K10 ve 11 birbirlerine yakınken 12′de çok farklılaşmış.Farklılaşmak her zaman iyi değildir,ben bunu bilir bunu söylerim.PES’in evrimleşmesinden sonra ki halini nasıl beğenmediysem ve benimseyemediysem NBA2K12′de ki farklılaşım ve değişimide benimseyemediğimi üzülerekte olsa söylemek durumundayım.Bana göre NBA2K11 oyunuyla basketbol oyunları zirve yapmıştır ve bu tip oynanış ve grafiklerin üstüne koyarak,bu oyunu dahada geliştirerek devam etmek gerekir diye düşünüyorum ancak NBA2K12 oyunu bambaşka bir grafik motoruyla görücüye çıkmış durumda.Basketbolcular adeta çekmişler gibi küçülmüşler ve oyun kontrolü malesef zorlaşmış.2K11 de gerçekten basketbol oynuyormuş hissi uyandıran,özgür kontrol ve kolay hareket yapısı vardı ancak 2K12′de bu durum sözkonusu değil öyle ki smaç basmak bile başlı başına bir sorun olmuş.Oysa NBA’i gerçek anlamda diğer basketbol liglerinden ayıran bu smaç özelliği değilmi? E o zaman neden smaç basmak bu kadar zor olmuş bu oyunda? Önümüzde boş koridor olsa dahi oyuncunuzun turnikeye gitmesi hiçde heyecanlı bir durum olmasa gerek…

Önceki oyunla karşılaştırdığımızda basketbol atmosferi olarak 2K12 malesef sınıfta kalmış durumda.Ancak tabiki 2K Sports bazı olumsuzluklar yanında herzamanki gibi olumlu gelişmelerde sağlamış durumda.Özellikle MyPlayer moduna verilen önem bunun somut bir göstergesi.MyPlayer modunda artık maçlardan sonra basın toplantılarına katılabiliyoruz ve kariyerimize başlarken draft edilebiliyoruz.Bunlar gerçekten güzel gelişmeler.2K Sports bir sonraki oyunda 2K11 oyun stiline dönüp birkaç da yeni özellik getirirse 2K13 tadından yenmez diye düşünüyorum,bekleyip göreceğiz.

1 Kasım 2011 Saat : 6:25
Okunma
Metin2
devamını oku

FIFA 12 VS PES 2012 İnceleme

Tür:Spor
Platform:PC,XBox360,PS3,PS2,PSP,3DS,Wii
Grafik:PES:100/89 - FIFA:100/90
Ses:PES:100/87 - FIFA:100/85
Oynanış:PES:100/84 - FIFA:100/82
Yapım:Konami-Electronic Arts
GENEL:PES:100/82 - FIFA:100/78

PES ve FIFA artık kabul etsekte etmesekte birbirinden ayrılmaz,biri bahsedilince hemen diğerinin akla geldiği futbol oyunları olmuş durumdalar.Durum böyle olunca her iki oyun için ayrı ayrı inceleme yapmak yerine ikisini karşılaştırarak incelemeyi uygun gördüm.

Bu sene Fifa bomba gibi geliyor…PES artık eskisi gibi değil,FIFA tahtı tekrar eline geçirdi…Şimdiye kadar yapılmış en iyi futbol oyunu…vb. çok etkili sözlerle beklenen ve piyasaya girdikten sonrada yine bunları söyleyen kesimin çoğu tarafından tam destek alan FIFA,benim açımdan “klasik” bir FIFA oyunu olmaktan öteye geçemedi.

Nedir bu klasik FIFA? Hani şöyle bir ayrım varya FIFAcı PESci diye,işte o ayrıma tabi tutulursam ben PESci çıkarım.Çünkü PS1 zamanından beri ben hep PES oyunlarını oynamış ve de sevmiş birisiyim.FIFA’ya gelecek olursak 2002 yılına kadar FIFA oyunlarını hep oynamışımdır ancak daha sonra PES’le tanışınca FIFA’nın yüzüne bile bakmadım.Çünkü PES gerçekten bir futbol oyunuydu benim için.FIFA’da ki grafikler olsun,yapay zeka olsun yıllar geçsede hiçbir farklılık göstermiyordu ancak PES dönemin yükselen yıldızıydı derim yerindeyse.PS1 de oynadığım tüm PES oyunlarından keyif aldım ve severek oynadım.Daha sonra bilgisayar alamamla PES’te adeta beni takip etti ve bilgisayara oyun çıkarmaya başladı.Pro Evolution 3 oyunundaki grafikler benim o zamana kadarki bir futbol oyununda gördüğüm en iyi grafiklerdi,hatta daha sonra çıkan PES4,PES5,PES6 oyunlarındaki grafikler bile bu 3.oyunun grafiklerine yaklaşamamıştır bence.Klasik FIFA’dan kastım tüm FIFA oyunlarının aslında birnevi menejer oyunları gibi ısıtılıp ısıtılıp aynı malzemenin önümüze sunulmasından geliyor.FIFA oyunlarına bakacak olursanız hep parmak uçlarıyla top süren adamlar,gerçekçi olmayan şutlar ve çelimsiz oyuncular görürsünüz.

FIFA 11 ve PES2011 oyunlarından sonra çoğu kişinin görüşü artık FIFA’nın tahtı devraldığı yönündeydi.Nitekim yıllardır PES oynayan benim bile taa 2002′den beri hiç oynamadığım FIFA serisini denemek zorunda bırakan berbat bir PES2011 oyunuyla karşı karşıya kalmıştım.Oynadığım oyun PES serisinden ziyade bambaşka bir oyundu ve bu oyunla eski bildiğimiz PES oyun sistemi bir anlamda kapanmış oldu.Yeni bir oyun yaratmışlardı resmen ve bu oyunun çok büyük eksiklikleri vardı.En büyük eksiklik belkide şutların kaleyi bulmamasıydı.Ayrıca çalım atmakta çok zorlaşmıştı.Hiç ısınamadığım PES2011 yüzünden 9 yıl sonra tekrar FIFA oyunu oynadım.Çünkü FIFA çok övülüyordu,artık FIFA PES’i geçti deniliyordu.Oynadım,denedim ve beğenmedim.FIFA geçen onca yıla rağmen resmen yerinde saymış gibiydi.PES ve FIFA ikiside berbattı ve bu nedenle koca bir sene boyunca futbol oyunu oynamadım desem yeridir ama bununda ayrı bir artı yönü oldu,NBA2K serisine ağırlık verdim ve gelmiş geçmiş en iyi spor oyunuyla tanıştım ama bu başka bir konu,neyse…

Oyun sitelerinde hergeçen gün başka bir FIFA/PES incelemesi çıkıyordu ve bu incelemelerin yorumlarında koyu PEScilerle koyu FIFAcılar kapışıp duruyordu ve genel tablo şunu gösteriyordu ki “FIFA bu sefer gerçekten sağlam geliyor.” Bende PES’ten çok FIFA’yı bekler olmuştum.PES’in demosunun yayınlanması üzerine hemen indirip oynadım ve tekrar hayal kırıklığı yaşadım.PES2012 bir önceki oyunun aynısının kolay kontrol edilebiliri ve biraz daha hızlandırılmışı olarak karşıma çıktı.PES demosunu oynadıktan sonra artık tek umut FIFA’ydı.FIFA ve PES aynı dönemlerde çıkmasına rağmen -yılların PEScisi,tüm PES oyunlarını oynayan ben- ilk olarak FIFA 12′yi deneyip ilk şansı ona verdim.Eğer FIFA’yı beğenirsem PES’in yüzüne bile bakmayacaktım ancak nitekim sonuçta FIFA’da PES gibi hayl kırıklığından öteye geçemedi benim açımdan.FIFA 12′de özellikle top kapmak facia olmuş,rakipten topu kapana kadar 3-5 sinir krizi geçirmeniz işten bile değil.Şunu anladım ki FIFA kaç yıl geçerse geçsin hiçbir zaman benim oyun zevkime hitap etmeyecek (umarım yanılıyorumdur).PES’e gelince,artık bu yeni PES oyunlarına PES oyunu demek bile gelmiyor içimden çünkü bunlar bambaşka bir oyun niteliğinde benim gözümde,bunlar eski efsane PES serisinin devam niteliği olamaz,olmamalı!Sonuç olarak bu sene yine futbol oyunu oynayamayacağım gibi görünüyor.

1 Kasım 2011 Saat : 6:02
Okunma
Metin2
devamını oku

Durarara!! İnceleme

Favori Karakterlerim:Shizuo
Tür:Aksiyon,Macera,Fantastik,Romantizm
Bölüm Sayısı:24 + 2 SPECIALS

Not:100/67

2009 yılında yayınlanan Durarara!! animesi kendine has bir özelliği olan ve diğer animelerden oldukça farklı bir kurguya sahip olan bir anime izlenimi oluşturdu bende.İnternetteki anime puanlarında oldukça yüksek bir ortalamaya sahip olsada benim açımdan bu anime o kadar da abartılacak bir anime değil.

Tokyo’nun Ikebukuro semtinde geçen hikayede birçok kişinin hayatına ve bu kişilerin hayatlarının belli bir dönemde birbirleriyle kesişmesine ve bu ortak olayların bu ana kişilerde farklı etkiler göstermesine şahit oluyoruz.Animenin birden çok ana karakteri var öyle ki animeye bakış açışımıza göre istersek 6-7 tane başkarakter çıkartabiliriz.Ancak genel olarak Kida,Anri ve Mikado adlı üç lise öğrencisinin etrafında geçen olaylar ve bu olayların sonucunda farklı insanların hayatlarında olan değişiklikler işleniyor.Kida ve Mikado normalde çok iyi dost olmalarına rağmen aslında her ikiside birbirlerinden hayatlarına dair çok önemli bir sırrı saklamaktadırlar.Anri ise asosyal bir tiptir ancak onun da hayatında çok önemli bir sır var.Animenin aksiyon sahnelerinde ise başı çeken 2-3 isimden biri namıdiğer başsız sürücü olan Celty isimli bir Dullahan’dır.Dullahanlar başlarını koltuk altında taşayan mitolojik kahramanlardır ve Celty başını kaybetmiş bir Dullahan portresi çiziyor animede.Celty anime boyunca başını arıyor ancak belli bir dönemden geçtikten sonra ilgisi başka yönlerede kayıyor.Seride bahsedilmesi gereken renkli ve önemli isimlerden biriside Shizuo’dur kesinlikle.Kendisi şehrin en güçlüsüdür ve küçüklüğünden beri süregelen kontrol edilemez bir gücü vardır.Çok kolay sinirlenen Shizuo,sinirlendiğinde yakınındaki bir cismi yerinden kaldırarak fırlatır ancak bu cisimler normal insanların kaldırabileceği cisimler değildir ve bu yüzdendir ki küçüklüğünden beri sayısız kere bu cisimleri kaldırırken kemiklerini kırmıştır.Durarara’nın belli başlı bir konusu olmamakla birlikte genel anlamda çete savaşları ve bu çete savaşlarının ardında yatan gizli güçler,dramlar vs. anlatılıyor diyebiliriz.

24 bölüm ve 2 özel bölümden oluşan seride,özel bölümlerden biri 12 ile 13.bölümler arasında geçen 12,5.bölüm ve diğeri de 25.bölüm olarak geçen ve hikayeyi gerçek anlamda sonlandıran bölümdür.Serinin çok uzun tutulmaması isabet olmuş çünkü ortada sürükleyici bir konu yok.Animenin en iyi yönlerinden biri karakterlere kolay ısınılması.Ancak yinede aksiyonu biraz daha ön planda tutup gereksiz konuşmaların sayısı azaltılsaydı daha başarılı bir yapım olurdu diye düşünüyorum.Müziklerine de değinmezsem animeye haksızlık yapmış olurum.Animenin içinde çalan müzikleri çok başarılı bulmasam da her iki açılış ve kapanışta mükemmel parçalardı.Özellikle ilk kapanış müziği tek kelimeyle harikaydı.

28 Ekim 2011 Saat : 4:27
Okunma
Metin2
devamını oku

Devil May Cry İnceleme

Favori Karakterlerim:Dante
Tür:Aksiyon,Gerilim
Bölüm Sayısı:12

Not:100/66

Devil May Cry serisi daha çok oyunlarıyla tanınan bir seridir ve capcom’um gözbebeğidir desem yanlış olmaz heralde.Marvel’in nasıl Spider-man’i varsa Capcom’unda Devil May Cry’ı vardır,yani o derece.Playstation için çıkarılan oyunların beğeni kazanmasıyla zirve yapan Devil May Cry daha sonra 2007 yılında anime olarak uyarlandı.

Animede oyundan birkaç tanıdık isim görmek mümkün ve tabiki başkarakterimiz Dante animeninde başkarakteri durumunda.Dante yarı insan yarı şeytan olan biridir ve çok tembeldir.Hayatını Devil May Cry adı altında açtığı bir kurumla yönetir.Zaman zaman gelen işler sayesinde para kazanır ve şeytanlara karşı savaşır.Animede oyunlardan da tanıdığımız Trish ve Lady isimli iki bayan Dante’ye eşlik ediyorlar.

Bol aksiyonlu bir anime olmasına rağmen oyundaki tadı şahsen bana vermedi.Konu olarak biraz basit gibi duruyor ve 12 bölümde koca DMC evreninin anlatılması zaten imkansız bir durum.Yinede oyunun hayranlarının izlemesini tavsiye ederim.

3 Ekim 2011 Saat : 1:16
Okunma
Metin2
devamını oku

Black Lagoon (Roberta’s Blood Trail) İnceleme

Favori Karakterlerim:Revy
Tür:Aksiyon,Drama,Psikolojik
Bölüm Sayısı:12 + 12 + 5 OAV + 7 SPECIALS

Not:100/79

2006 yılından günümüze kadar devam etmekte olan Black Lagoon serisi toplamda 3 sezon 29 bölümden oluşmaktadır.4.Sezonun olmasıda muhtemeldir.

Seri yasadışı işler yapan Black Lagoon isimli grubun hikayesini anlatıyor.Okajima Rokuro’nun çalıştığı şirket adına taşıdığı gizli disk Black Lagoon grubunun hedefindedir.Tetikçi Revy ve diğer üyeler diski ele geçirirler ve Okajima Rokuro’yu da rehine olarak alırlar.Ancak Rokuro şireketin kendisini kurtaracağından emindir ama olaylar onun düşündüğü gibi gelişmez.Şirket sadece diskin peşindedir bunun üzerine Rokuro büyük bir hayal kırıklığına uğrar ve geçmişini bir kenarı atarak Rock ismini alır ve Black Lagoon’a katılır.Black Lagoon üyeleri Dutch,Benny,Revy ve Rock’tur.Artık bundan sonra sadece kendi çıkarları adına çalışan bu grubun bir üyesi olmuştur Rock ve yasadışı işlerle gelir elde etmeye başlarlar…

Serinin son yayınlanan 5 bölümlük OAV’ında ilk iki sezonda birkaç bölümde yer alan deyim yerindeyse kaçık hizmetçi Roberta’nın üzerine yoğunlaşıyor konu.Roberta’nın hizmetçisi olduğu evin efendisinin öldürülmesi üzerine kendini kaybeden Roberta intikam arzusuyla katillerin peşine düşüyor.Daha sonra Black Lagoon’un da olaya karışmasıyla olaylar gelişiyor.

Birde Black Lagoon Omake adlı yedi bölümden oluşan bir serisi mevcuttur.Bu seride ise normal bölümlerin aksine tüm karakterler farklı özelliklere sahiplerdir ve kendilerinden hiç beklenmedik hareketler yaparlar.Yani komedi unsuru üzerine kurulmuş ana hikayeden bağımsız keyifli bölümlerdir bunlar.

Black Lagoon serisinin içerdiği sıradışı karakterler bu seriyi diğerlerinden ayıran önemli bir özellik kesinlikle.Revy karakteri mesela,diğer anime kız karakterlerinden çok farklı tamamen erkek gibi davranan ve acımasız,güzel ve tehlikeli bir karakter imajı çiziyor.Eda karakteri ise bir rahibe olmasına rağmen en az Revy kadar kaçıktır.Roberta adlı hizmetçide önceden bahsettiğim gibi tam bir delidir.E tabi bir animede bu kadar kaçık karakter olunca izlemeside ayrı bir keyif oluyor.Serinin açılış müziği ise kesinlikle muhteşem bir parça ve seriyle gerek sözleri gerek ritmi olsun çok güzel bir uyum sağlıyor.

2 Ekim 2011 Saat : 8:11
Okunma
Metin2
devamını oku

Beyblade G Revolution İnceleme

Favori Karakterlerim:Rei,Hiromi,Max,Takao
Tür:Macera,Komedi,Bilim Kurgu
Bölüm Sayısı:52

Not:100/73

Beyblade V-Force serisinin üzerinden fazla bir zaman geçmeden 2003 yılında Beyblade G-Revolution serisi çıkartıldı.Çizim bakımından V-Force serisiyle tıpatıp aynı olan bu seride konu biraz daha farklı bir yöne kayıyor ve önceki sezonlara göre çok daha fazla aksiyon içeriyor.

Benim izlediğim Beyblade serilerinin hepsi ingilizce dublajlıydı ve bu yüzden japon isimlerini çokta iyi bildiğim söylenemez.Örneğin başkarakter olan Takao ingilizce versiyonunda Tyson olarak adlandırılmış durumda.Ancak ben Türkiye’de de tvden takip ettiğim kadarıyla isimlerini japon-orjinal isimler olarak öğrenmiştim ilk olarak.Neyseki bizimkiler orjinal isimleri tutmuşlar yoksa Takao yerine Tolga vs. gibi saçma takma isimler görmek işten bile olmazdı :)

Serinin üçüncü ve büyük ihtimalle son sezonu olan bu G-Revolution serisinde Takao’nun iki sene üstüste şampiyon olması sonucunda herkesin ona karşı kazanma isteğinin doğması ve onu yenebilmek için her şeylerini ortaya koymalarını konu alıyor diyebiliriz.Buna takım arkadaşları Max,Rei ve en büyük rakibi Kai’de dahil.Bu seride Takao’nun abisi Hiro ve Takao’nun yeni rakiplerinden biri olan Daichi adlı iki karakter ortaya çıkıyor ve bunlar hikayenin akışında önemli bir role sahip oluyorlar.Bu sene yapılacak olan beyblade şampiyonası eski usül 4′lü takımlardan oluşmanın aksine 2′li takımlardan olacak deniliyor.Bunun üzerine Max eski Amerikan takımına,Rei eski Çin takımına ve Kai’de eski Rus takımına katılarak Takao’ya rakip oluyorlar.Takao ise yeni karakter Daichi ile partner oluyor.Bu turnuvada Rei vs Kai,Takao vs Max vb. birçok heyecanlı maçlara şahit oluyoruz.Turnuvadan sonra ise BBA organizasyonu satın alınarak BEGA ismi altında yeniden kuruluyor ancak bu yeni organizasyonun başında eski bir düşman var.İlk sezondan hatırlayacağımız bu kişi Boris…Takao ve arkadaşları BEGA organizasyonuna karşı çıkıyorlar ve onlara meydan okuyorlar.BEGA en güçlü beybladecilerini öne sürüyor ve 5′erli takımlar oluşturularak tarihin en büyük beyblade müsabakasına zemin hazırlanıyor.

Seri aksiyon bakımından kesinlikle çok etkileyici ve hiçbir bölümde sıkılmıyorsunuz bu artı bir durum ancak savaş esnasında çıkan gürültü ve beybladecilerin deyim yerindeyse kı…nı yırtarak bağırması şahsen benim kulaklarımı bir hayli rahatsız etti.Özellikle Daichi karakteri ve beyblade spikerlerinden birinin (2 tane var,biri yorumcu biri anlatıyor,benim dediğim yorumcu offf) sesi o kadar kulak tırmalayıcı ki evlere şenlik.Tabi bu durum japonca dublajda nasıl bilemiyorum ama ingilizce dublajlı izleyecekseniz bu durumu mutlaka gözönünde bulundurun.Birde son iki bölüme kadar olan mücadeleler hadi bir bakıma kabul edilebilir sonuçta anime izliyoruz biraz olağandışı olması normal ancak son mücadele nedir öyle be kardeşim,sonuçta bu bildiğimiz topaç yav,yok efendim beyblade ile savaş uçaklarını düşürmeler, yok binaların yıkılması vs. abartının abartısı olmuş.Ama yinede sonuç olarak güzel bir seri diyebilirim,yeni beyblade serisinin bambaşka bir hal alması nedeniyle bu serinin bizim alıştığımız beyblade serisinin sonuncusu olduğunu söylesem yanlış olmaz sanırım.

25 Eylül 2011 Saat : 3:55
Okunma
Metin2
devamını oku

Amatsuki İnceleme

Favori Karakterlerim:Kuchiha
Tür:Fantastik,Aksiyon,Macera
Bölüm Sayısı:13
Not:100/60

2008 yılında yayınlanan Amatsuki adlı animenin çizimlerini pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim.Son dönem animelerinden olmasına rağmen bu tür çizimler bence animeye yakışmamış.Kısa bir seri olması artı bir özellik ancak konunun tam olarak sonlanmaması sizi mangayı okutmaya zorluyor ki ben öyle bir tutum içerisinde değilim.Çünkü anime benim beklentilerimi tam anlamıyla karşılamadı.

Toki kendi deyimiyle normal bir lise öğrencisidir ancak derslerinde çok başarılı değildir.Zayıf aldığı tarih dersi üzerine araştırma yapmak için bir tarih müzesine gider.Bu tarih müzesi son teknolojiyi kullanmakta ve ziyaretçilerine günümüz 3d gözlüklerine benzer bir gözlük vermektedir.Bu gözlük sayesinde her şey çok canlı ve gerçek görünmektedir.Eski tarihlere yapılan bu gezide bu gözlükler sayesinde ziyaretçiler gerçekten o zamanı yaşayabilmektedir.Liseden arkadaşı olan Shinonome ile karşılaşan Toki ondan dersi için yardım ister ancak Shinonome pek oralı olmaz.Toki bir köprüden geçmek üzereyken bir canavar görür ancak onun gerçek olmadığını bilmenin rahatlığıyla köprüye yönelir ancak canavarın saldırısı üzerine yere düşer ve gözlüğü kırılır.İşin garip yanı gözlüğünün kırılmasına rağmen canavarı ve etrafı hala görebilmektedir…

Bu şekilde animeye giriş yapılıyor ve daha sonra Kuchiha karakterininde gruba katılmasıyla,Toki,Kuchiha ve Shinonome’nin macerasına tanıklık etmeye başlıyoruz.Bence animenin anlatımı biraz karışık ve gerekli olmayan detaylar bölümün büyük çoğunluğunu kapsıyor.Ayrıca konusuda pek güzel değil açıkçası.Üstteki paragrafta ilk bölümden bir kesit anlattım ancak daha sonra işin içine iblisler vs. giriyor ve konu iyice belirginleşiyor.Toki Amatsuki adı verilen dünyaya adım attığında bir iblisin saldırısına uğramış ve bir gözü görme yeteneğini kaybetmiş durumdadır.İblisler ve insanlar arasındaki savaşta önemli bir rolü olan Toki’nin “Blank Page” diye adlandırılan özel bir kişi olduğu ortaya çıkıyor.Dengeyi sağlamaya çalışan Toki bu çatışmanın ortasında kalıyor ve bir taraf seçmesi için zorlanıyor.Ardından asıl savaş başlayacakken malesef anime son buluyor ve böylece ucu açık bir biçimde bitiyor ve sizi mangaya yönlendiriyor.Animenin açılış müziğini çok beğendiğini söylemeliyim öyle ki her bölümde açılışı izledim hemen hemen.Sonuç olarak kısa seri olması avantaj ancak bir sona bağlanmaması eksi bir durum.

14 Eylül 2011 Saat : 2:10
Okunma
Metin2
devamını oku

Slam Dunk İnceleme

Favori Karakterlerim:Hanamichi,Aota
Tür:Komedi,Okul,Spor
Bölüm Sayısı:101 + 4 Film
Not:100/94

1993-1996 yılları arasında yayınlanan ve eski diyebileceğimiz bir anime olmasına karşın Slam Dunk serisi günümüz animelerinin çoğundan hem çizim açısından hemde konu/kalite açısından kat kat daha kaliteli bir yapım kesinlikle.Ülkemizde de bir dönem yayınlanmış bir seridir ancak ben hiç izleme fırsatı bulamamıştım.

Karakterlerin sıcaklığı ve samimiliği zaten kısa sürede sizi konunun içine çekiyor ve kısa sürede hem karakterlere hemde konuya ısınıyorsunuz.Uzun bir seri olmasına rağmen hiç sıkmamasıda serinin artı bir yanı.Konusu Sakuragi Hanamichi adlı turuncu saçlı,uzun boylu bir lise öğrencisinin aşık olduğu bir kız için okulun basketbol takımına girmesi ve bölgesel şampiyonayı kazanmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor.Hanamichi ortaokulda ne kadar kıza çıkma teklif ettiysede hep başarısız olmuş bir delikanlıdır ve bu kötü kaderi liseye geldiğindede peşini bırakmamıştır.Ancak son aşık olduğu Haruko adlı kızın basketboldan hoşlandığını öğrenince onu etkileyebilmek için basketbol takımına yazılmaya karar verir.Basketbol takım kaptanı Akagi’nin Haruko’nun abisi olduğunu öğrenmesiyle tam bir şoka uğrayan Hanamichi,basketbol bilgisi sıfır olmasına rağmen ve ilk kez basketbol topunu eline almasına rağmen Akagi’ye meydan okuyup tüm okulun önünde onunla kapışacak kadar çılgın bir karakterdir.Hanamichi hernekadar Haruko’dan hoşlansada aslında Haruko -diğer tüm kızlar gibi- Rukawa’dan hoşlanmaktadır.Rukawa’da basketbol takımındadır ve takımın yıldızıdır.İlerleyen bölümlerde Miyagi ve Mitsui karakterlerininde takıma katılması sonucu gerçek Shohoku basketbol takımı oluşur.Amaçları bölgesel şampiyonada en iyi iki takımdan biri olmak ve daha sonra ulusal şampiyonaya katılmak olan Shohoku takımı,bu amaçlarına ulaşabilmek için Shoyo,Ryonan ve Kainan gibi Kanagawa bölgesinin önde gelen basketbol takımlarıyla başetmek zorundadır.Bu zorlu mücadeleler sırasında ise amatör Hanamichi’nin komik bir şekilde ilerleyen gelişim sürecini izlemek gerçekten çok eğlenceliydi.Hanamichi aynı takımda olmalarına rağmen Rukawa’dan tüm kalbiyle nefret eder ve onu deli gibi kıskanır.Rukawa ise bu duruma hiç aldırış etmez çünkü onun için önemli olan tek şey basketboldur.Takım kaptanı Akagi üçüncü ve son sınıfta olması bu bölgesel şampiyonayı onun ulusal şampiyona hayalini gerçekleştirebilmesi için son seçenek haline getirmiştir…

Karakter tasarımlarını tek kelimeyle mükemmel bulduğum anime benim için unutulmayacak animeler arasına girdi ve anime finali itibariylede mangasını okuma isteği uyandırdı.Sakuragi Hanamichi karakteri eşine az rastlanacak ilginçlikte bir karakter ve beni birçok sahnede güldürmeyi başardı.Slam Dunk animesi izleyene hem basketbolu sevdiriyor hemde iyi vakit geçirmenizi sağlıyor bundan emin olabilirsiniz.Seri eski yapım olduğundan birçok basketbol kuralı günümüzde değişmiş durumda ama bu o kadarda önemli bir detay değil tabiki.Ayrıca 4 tane de filmi bulunan yapımın özellikle 4.filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim,harika bir anime filmiydi.

10 Eylül 2011 Saat : 2:19
Okunma
Metin2
devamını oku
Metin2 Hile Son Yazılar FriendFeed
reklam
seo kitabı
reklam
reklam


Google